röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2008 Perşembe

Avrupa Yakası'nın Yeni Yıldızı Gürgen Öz


Okan Bayülgen'in ''Makina'' programı ile yıldızı parlayan Gürgen Öz iki kez konuk oyuncu olarak rol aldığı ''Avrupa Yakası'' dizisinde esas oyunculuğa terfi etti. Gaffur'un ayrıldığı kapıcı dairesinin yeni misafiri Cesur'u Öz canlandıracak.
Gürgen Öz,yeni karakteri: "Cesur taşralı olmaktan kompleks duyan, ''Nişantaşılı,olmaya çalışan özenti biri"sözleri ile tanımlıyor.
Avrupa Yakası'nın yeni oyuncusu Gürgen Öz'le yapılmış keyifli röportaj...

ELİF BERKÖZ ÜNYAY


Popüler dizi "Avrupa Yakası"ndaki "ayrılık haberlerine" alıştık. Bu kez kapıcı dairesinden biri gidiyor: Gaffur. Ama bu daire yeni sezonda köyden gelen yeni bir misafiri ağırlamaya hazırlanıyor. Gaffur’un annesi Hediye hanımın kardeşi, Gaffur’un dayısı Cesur’u. Bu karakteri Okan Bayülgen’in "Televizyon Makinası"ndaki skeçlerinden tanıdığımız Gürgen Öz canlandıracak. Dizinin kadrosuna katılacak bir diğer isim ise Binnur Kaya. Kaya da derginin yarısını satın alan görgüsüz, sosyetik bir kadını oynayacak.

Öz 19 Eylül’de başlayacak dizideki karakterini özenti, "Nişantaşılıyım" havalarında biri olarak tanımlıyor. Karakteri için hiçbir fiziksel değişiklik yapmayacağını söylüyor: "Cesur için değil, kendim için diyetteyim. ‘Televizyon Makinası’ yüzünden 10 kilo aldım. Canlı yayında doğaçlama espriler yapmak çok zordu. Strese girdim. Bu da bana 10 kilo olarak geri döndü."



Hazır cevaplığınız, spontane esprileriniz… "Televizyon Makinası"ndaki skeçlerin en dikkat çekici ismiydiniz. Program bittikten sonra pek çok teklif almış olmalısınız…

Evet. Çok teklif aldım. Diziler, programlar… Ama benim istediğim gibi bir şey yoktu aralarında. İçimden "Keşke ‘Avrupa Yakası’ndan teklif alsam" diye geçirdiğim günlerde telefonum çaldı. Arayan dizinin yönetmeni Jale Atabey’di. Onunla daha önce bir dizide birlikte çalışmıştık. Jale "Gülse Birsel’le yeni bir karakter için seni düşünüyoruz" dedi. Seve seve kabul ettim. Ertesi gün Gülse hanım aradı, karakteri anlattı. Karakter analizini verdi, senaryoyu gönderdi.


Gülse Birsel’in sizden rolle ilgili istekleri oldu mu? Fiziksel bir değişiklik ya da şiveli konuşma gibi?

Hayır. Tipim aynı kalacak, yerel bir şivem yok. Birsel sadece oyuncuların senaryonun dışına çıkmasını istemediğini söyledi. Bu prensibine saygı duyuyorum. Zaten senaryo yeterince komik. Oyuncunun repliğine kendi kafasından ek yapmasına, doğaçlamaya gerek yok.
İlk bölümdeki karakterle 10 bölüm sonraki karakter aynı değildir. Karakter yavaş yavaş oturur. Diğer oyuncularla paslaşılır. Gelen tepkilere göre senaryo ilerleyebilir. Oyuncu karaktere yavaş yavaş hayat verir. Karakter ilk başlarda mekaniktir, zamanla yaşamaya başlar. Benim oynayacağım rol de böyle gelişecek, büyüyecek.



"Bir komedyenin içinde olmak isteyeceği bir iş"
Siz dizinin sıkı takipçilerinden biri miydiniz?

Sürekli izlerdim. İki kez konuk oyuncu da olmuştum diziye. Türkiye’de, neredeyse 90 dakika süren bir sitcom’un tutmasını sağlamak büyük başarı. Bir komedyenin içinde yer almayı isteyeceği, çok eğlenceli bir iş "Avrupa Yakası". Oyuncuların eğlendiği bir projenin seyirciye yansımaması mümkün değil zaten.
Dizi şunu da ispatladı. Bu bir star işinden çok, ekip ve hikaye işi. Oyuncular çıktı, oyuncular gitti ama hâlâ seyirciyi yakalamayı başarıyor.

Kapıcı dairesinin yeni misafiri sizsiniz. Oynayacağınız karakter nasıl biri?
Kapıcının karısı Hediye hanımın kardeşini oynayacağım. Apartmanın kapıcı dairesine misafir geliyorum.

Yani Gaffur’un dayısısınız. Gaffur dayıya mı çekmiş? Siz de onun gibi zaman zaman psikopat yanı ortaya çıkan bir karakter mi olacaksınız?
Karakterle ilgili sürpriz bozulmasın istiyorum. Özet geçeyim rolü. Karakterin adı Cesur. Cesur taşralı olmasına rağmen, kompleksleri yüzünden bunu kabullenmeyip tam aksi yönde davranan biri. Özenti bir tip. "Ben Nişantaşılıyım" havalarında.


"Kaçmanın bir yolunu bulacağım artık"
Dizideki roller oyuncuların üzerine yapışıyor. Mesela Peker Açıkalın ve Engin Günaydın. Selin’i oynayan Evrim Akın da bu yüzden ayrılmıştı diziden. Karakterinizin ömrü bittiğinde başınıza dert açar mı bu durum?
Benim şu aşamada rol üzerime yapışır gibi bir korkum yok. Oyunculukta karakterin üzerinize yapışması her zaman bir risktir. O durumu ancak kendinizi yenilediğiniz zaman kırabiliyorsunuz. Seyircinin sizi bir başka karakterle benimsemesi zaman alıyor. Beni "Televizyon Makinası"ndan tanıyanların yeni tiplememe alışması zaman alacak. Keza benim de öyle.



İyi reyting alan bir dizide oynamanın bir bedeli var. Yolda yürürken rahat bırakılmayacak, senaryo hakkında tüyolar istenilecek sizden. Bir yandan insanları kırmamanız bir yandan ağzınızı sıkı tutmanız gerek.
Sokakta ilgi görünce, tanınınca motive oluyorum. Tersi de oluyor tabii. Markette diş fırçası bakarken benimle fotoğraf çektirmek isteyen bir hayranımla karşılaşmak hoşuma gitmiyor. Bazen de arka arkaya çok soru soruyorlar. "Avrupa Yakası"nda oynamaya başladıktan sonra sorularla beni daha da sıkıştıracaklar. Kaçmanın bir yolunu bulacağım artık. n

"Esprili, samimi, akıllı, dişli kadınlardan hoşlanırım"

Gürgen Öz nasıl kadınlardan hoşlanıyor?
Ciddi, asık suratlı kadınlardan hoşlanmam. Esprili, samimi, akıllı, dişli kadınlardan hoşlanırım. Doğallığı ve sadeliği severim. Kokoş ve çok süslü kadınlar itici gelir bana. Kendi giyim tarzı olan kadınlardan etkilenirim.


Siz kimlere gülüyorsunuz?
"Avrupa Yakası"ndan başlayalım. Gazanfer Özcan’ın konuşmadan rol yapmasını seviyorum. Bakışları, şaşırmaları… Hümeyra’yı ve Erol Günaydın’ı izlemek de keyifli. Okan Bayülgen’in absürt espri anlaşıyışı çok komik. Cem Yılmaz büyük bir komedyen. Bir de Şahan Gökbakar’ın ilk çıktığı dönemdeki skeçlerine gülüyordum.

"Yolda kendi kendime Cesur karakteri gibi konuşuyorum"

Oyuncu olmaya ne zaman karar verdiniz?
Çok hayal kuran bir çocuktum. Yalnız kaldığımda hayaller kurar, tek başıma oyunlar oynardım. Oyunculuğa ilk kez o zamanlarda yakınlık duydum. Oyun oynama duygusunun verdiği hazzı sevdim. Ortaokul ve lisedeyken farklı meslekler geçti aklımdan. Lisede okulun tiyatrosuna girdim. Çok sevdim. Ailemden gizlice Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuvarı’nın sınavına hazırlandım ve kazandım.
Hâlâ çocuklukta olduğu gibi bir senaryonun içinde oyun oynuyor gibiyim. Yolda yürürken takip ettiğimi veya takip edildiğimi düşünür, bir katili oynarım. Yolda oyunculuk egzersizi yaparım.


Yeni karakteriniz için de yaptınız mı bu egzersizi?
"Avrupa Yakası"ndaki karaktere Bebek’te koşu yaparken çalıştım geçenlerde. Kendi kendime o karakter gibi konuşarak koşuyordum. Bir adam gördü halimi ve bu deli ne yapıyor diye şaşırdı tabii.



Konservatuvara niye gizlice hazırlandınız? Ailenizin hoşuna gitmedi mi oyunculuğu seçmeniz?
Annem beni çok destekledi. Yeteneğim olduğunu biliyordu. Babam mühendis. Daha matematiksel düşünüyordu. Onun gibi mühendis olmamı istiyordu. Torpil dönmeden konservatuvara girilemeyeceğine inanıyordu. Ama kazanınca sevindi. Beni destekledi. Şimdi alıştılar duruma. Ünlendikten sonra nasihatleri değişti biraz. "Paranı çarçur etme. Magazine bulaşma" diyorlar.



Hazır konu anne ve babanızdan açılmışken… Adınızı neden Gürgen koymuşlar?
Babam doğaya çok meraklı. Evde oturup saatlerce doğa ve hayvan belgeseli izler. Küçükken bana da izlettirirdi. Bir belgeselde gördüğü gürgen ağacının ismini vermek istemiş bana. 1978 doğumluyum. O dönemlerde pek tercih edilen bir isim değildi. Adımla alay edildiği de oldu. Babam sağolsun, radikal bir isim seçmiş. Ablamın ismi de Yaprak.



Televizyon izleyicisi sizi komedi rolleriyle tanıdı. Bir dramda oynamak ister miydiniz?
Tabii ki. Mesela "Yaprak Dökümü" bu konuda çok başarılı. Ben seyirciyi çok şaşırtmamak gerektiğine inanıyorum. Her şeyin bir zamanı var. Komediden drama geçerken doğru zamanı yakalamak lazım. Kendimi hazır hissettiğimde, doğru bir proje geldiğinde dram oynamamı seyirci de yadırgamayacaktır.

19 Ocak 2008 Cumartesi

aslı tandogan ile röportaj,kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi

aslı tandoğan



Aşkımı hem dudakta hem kalpte yaşıyorum

Dudaktan Kalbe’ dizisinin oyuncusu Aslı Tandoğan aralık ayında vizyona girecek olan ‘Kabadayı’ adlı sinema filmi için heyecanlı. Genç oyuncu, İsmail Hacıoğlu ile Ceyda Düvenci’nin ayrılıklarına kendisinin sebep olduğu haberini de yalanlıyor ve "Onlar benim yüzümden ayrılmadı. Benim zaten bir sevgilim var" diyor..

* Sizden niçin ‘Tanrı’nın Türk Sinemasına son armağanı’ diye bahsettiler? Bilmiyorum, o yazıyı görünce önce şok oldum ama sonra kendimi çok iyi hissettim. Şimdi onun sorumluluğunu taşıyorum. Bu çok gurur verici bir yorumdu. Söylenenleri boşa çıkartmak istemiyorum.

* Aslında oyuncu olmak istememişsiniz, doğru mu? Evet, okul yıllarımda hiç iyi rol yapamazdım. Saçım uzun olduğu için beni hep Pamuk Prenses yaparlardı. Ama beceremezdim. Sonra bir anda hayatım değişti.

* Nasıl değişti? Eskiden çok çekingendim. İnsanlar bana baktığı zaman çok rahatsız olurdum. Diziye başladığımda, aslında kamera önünde çok rahat olduğumu fark ettim.

AJAN OLMAK İSTERDİM
* Küçükken ne olmayı hayal ediyordunuz? Hareketli şeyleri seviyorum. Ajan olmak, gizli bir örgütte görev almak isterdim. Gizli saklı şeyleri ortaya çıkartmayı çok seviyorum.
* ‘Kabadayı’da zor bir sınav verdiğinizi düşünüyor musunuz? Tabii ki zorlu bir sınav oldu. Oyuncu kadrosu, senaristi, yapımcısı, hepsi Türkiye’de en büyük isimler. O yüzden film yayınlandıktan sonra gelecek tepkileri sabırsızlıkla bekliyorum.
* Wing Tsung diye bir spor yapıyor ve Çinçe öğreniyormuşsunuz doğru mu? Kung Fu aslında. Yıllardır yapıyorum ama iki aydır dizi ve sinema filmi çekimleri yüzünden ara verdim. Çinçe derslerine de şu anda ara verdim. Vaktim yok. Ama en yakında zamanda yeniden başlayacağım.

* Hayatınızda özel biri var mı ? Evet, var.
* ‘Kabadayı’ filmindeki rol arkadaşınız İsmail Hacıoğlu ile bir ilişki yaşadığınız önünde haberler çıktı. İsmail Hacıoğlu ile Ceyda Düvenci’nin ayrılma sebebi olarak siz gösterildiniz. O haber çıktığı zaman biz setteydik. Haberi görünce İsmail ile önce şaşırdık, sonra güldük, dalgamızı geçtik. İsmail ve Ceyda’nın ayrılığı ile hiç ilgim yok. İsmail yalnızca arkadaşım. Zaten benim sevgilim var.

* Kim olduğunu söylemiyorsunuz ama? Aslında özellikle saklamıyorum, ama insanların gözüne de sokmuyorum. Özelimi kendim yaşamak istiyorum.

* Güzel olmanızdan dolayı rahatsız oldunuz mu hiç? Hayır hiç rahatsız olmuyorum. Çünkü ben dışarıda çok gösterişli giyinmem. Ufak tefeğim, rahat saklanabiliyorum, göze batmıyorum. Seksi kıyafet giymem. Genelde hep spor kıyafet tercih ederim. Spor ayakkabı ve kot pantolon kombinasyonudur bütün kıyafetlerim.

HİÇ TACİZ EDİLMEDİM
* Anneniz ve babanız sizi destekliyor değil mi? Evet, ama ilk başlarda beni yerden yere vuruyorlardı. Çünkü ben bu işin eğitimini almadım. Her dizide yavaş yavaş kendimi geliştirdim. Şimdi ikisi de ‘Dudaktan Kalbe’yi izleyince ağladıklarını ve çok beğendiklerini söylüyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor çünkü ilk defa oynadığım bir dizi üzerine yorum yapıyorlar.
* Kurduğunuz dublaj stüdyosu devam ediyor mu? Evet. Filmler, klipler çekiliyor. O da bizim garantimiz. Oyunculuk öyle bir şey ki, yüzünüze, gözünüze bir şey olsa, devam ettiremezsiniz. Kurduğumuz stüdyo bizim için bir dayanak.

Sıradan ilişki değil

Aşk için her şeyi yapar mısınız ? Evet , gerçek dünya ile ilişkini tamamen kesmediğin, bütün farklılıklarını yitirmediğin zaman aşk olmuyor, onun adı ’sıradan bir ilişki’ oluyor. Benimki öyle değil. Gözünün hiçbir şey görmediği anda yaşadığın şey, aşk zaten.

* Şu anda oynadığınız dizide aşık olduğunuz kişi, aşkı kalpte değil dudakta yaşadığını söylüyor. Sizin aşkınız dudakta mı kalpte mi? Tabii bu yaşadığın aşka bağlı. Ama benim için hem dudakta hem kalpte. İkisi de olmadan olmaz.