dudaktan kalbe kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dudaktan kalbe kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2008 Salı

reşat nuri güntekinin dudaktan kalbe kitabından dizinin sonunda ne olacagına bakın



Saip Paşa, İzmir'in tanıdığı, sevdiği bir kimsedir. Zaman zamanda Belediye Başkanlığına seçilir. Bir yeğeni vardır: Hüseyin Kenan. Dayısının zoruyla mühendis çıkmıştır. Çocukluğunu Bozkaya bağlarında geçiren Hüseyin Kenan, annesinin dükkanını satıp Avrupa'ya gittikten sonra, müzikteki kabiliyetini önce Batı dünyasına , sonra, buradaki Batı hayranlarına kabul ettirmiştir. « Şark leyliyyeleri» diye çevrilen «nocturnes orientales» tarzındaki parçalarıyla şöhret yapmıştır. Güzel keman çalar. Dayısının ısrarlarına dayanamayarak birkaç ay için, çocukluğunun geçtiği şehre, İzmir'e gelir. Dayısı Saip Paşa, vaktiyle haylaz bir oğlan diye bildiği Hüseyin Kenan'la şimdi övünmekte, ziyafetler tertip ederek bu genç yaşta tanınmış besteciye yakınlığını göstermekten zevk duymaktadır. Bütün bu şatafatlı alemlerden sıkılan Hüseyin Kenan. Bozkaya'ya giderek dinlenmek ister. Artık eski sefalet günlerinin yerini nisbeten ferahlı bir hayat almıştır. Bozkaya'da, küçük «kınalı yapıncak»la tanışır. Lamia, hafif çilli yüzünden dolayı Hüseyin Kenan'ın kınalı yapıncak dediği kız, annesini, babasını kaybedence, oraya, amcasının yanına gelmiştir. Hüseyin Kenan, evli bir kadın olan Nimet Hanım'a kur yaparken dedikoducu ve dar bir çevre olan semt insanlarına karşı, Kınalı yapıncağın varlığından epey faydalanır. Her gittikleri yere onu da beraber götürürler ve böylece dedikoduları önlerler. Lamia bu macerayı bilir ve Nimet Hanım evli olduğu için de Hüseyin Kenan'a acır. Hayalinde çocukça, çok acıklı bir macera yaratır. Bunun alelade bir aşk hikayesi olduğunu anlayınca fena halde kırılır. İnsanlara, hele çok sevdiği ve gizli gizli kemanını dinlediği Hüseyin Kenan'a karşı bütün güvenini kaybederb bir gece yarısı Hüseyin Kenan, son eserine çalışırken bahçede bir hayal gördüğünü zanneder. Yakaladığı zaman bu beyaz hayaletin, gecelikle dolaşan Lamia olduğunu hayretle görür. Lamia, onun kemanını delice sevmektedir. Böylece, aralarında tuhaf, gizli bir gece arkadaşlığı başlar. Hüseyin Kenan onun gelip çalışmasını dinlemesine müsaade etmiştir.

Yaz bitince, Kenan, İstanbul'a, Prens Vefik Paşa'nın Rumelihisarı'ndaki yalısına nakletmiştir. Niyeti kendisine pek bağlı görünen Prenses Cavidan'la evlenmektir. Prenses Mısırdayken, Hüseyin Kenan, yeniden İzmir'e döner. Kınalı yapıncakla, sıca bir yaz günü, havuz başında buluşurlar. Lamia çok güzel bir kız olmuştur. Kızın duygululuğu Hüseyin Kenan'a dokunur. Aralarında aşka benzer, sevdaya benzer bir yakınlık hasıl olur. Kınalı yapıncak, geceleri odasını içeriden kilitler, pencereden bahçeye atlayarak Hüseyin Kenan'ların bahçesine geçer, saatlerce dolaşırlar, uzun uzun konuşurlar. Fakat bir eğlenti gecesi, herkesin dışarıda olduğu bir sırada, bağ köşkünde, Hüseyin Kenan nihayet zayıf davranır, yenilir ve Lamia'yı elde eder. Ayrılırlarken ertesi gün annesinin resmen gelip kendisini isteyeceğini bilirdi. Ama ertesi gece, hayatını kendi elleriyle mahvettiğini düşünmekten gelen bir buhranla yatağa düşer.

Birkaç gün kendini bilmeden yatar. Lamialarda İzmir'e inerler. Genç kız Kenan'ın vazife hissinden gelen evlenme teklifini kesin olarak reddeder.
Hamileliği üç ayı bulunca artık durumunu gizleyemiyeceğini düşünerek eniştesinin tabancasını alıp intihara kalkışır. Lamia'yı ölümden kurtarırlar ve Kütahya'da bir akrabanın yanına yollarlar. Hayli ıstırap içinde geçen günlerden sonra, Mebrure adını verdiği kızını orada doğurur. Maceralı günlerden sonra bir binbaşıyla evlenir. Bu sırada kocasının yeğeni doktor Vedat sürgün olarak Kütahya'ya gelir. Kenan'ın Prenses Cavidan'la evlenişini Lamia ondan öğrenir. Vedat'la aynı odada bir kömür çarpmasına uğramak Lamia'ya yeni bir felaket getirir. Kocasından ayrılır. Vedat onu almak isterse de kız reddeder. Kızıyla İstanbul'a, Beylerbeyi'ne gelir. Kısa bir zaman sonra doktor Vedat da İstanbul'a döner. Bir gün muayenehanesinde Lamia'yla Hüseyin Kenan'ı birbirlerine tanıştırırken onların zaten tanıştıklarını hatırlar. Hüseyin Kenan, Lamia'yı sevdiğini geç farketmiş, evlilik hayatında mesut olmamıştır. Vedat'ta misafir olduğu bir gece bütün üzüntüsünü kemanına söyletir. Yine Vedat'ı muayenehanesinde ziyarete gittiği bir gün onun Lamia'yla evleneceğini öğrenir. Vedat Kınalı yapıncakla evlenir. Hüseyin Kenan da intihar eder.


Kişiler ve Karakteristik Özellikleri:

Kenan Bey: Duyguları ve istekleri hayatını yönlendirmiş bir kişi. Romantik değil. Müziğe karşı hevesli bir mühendis. Bir anlık zevk için genç bir kızın hayatını zehir edebilecek, onunla evlenmeyecek karakterde bir kişiliği var. Gerçekçi değil; acımasız, yüreksiz. Daha sonraları yaptığı hataları anlayarak kendine kahrediyor. Düşündüklerini de gerçekleştiremiyor. Çaresizliklerle hayatına son veriyor.
Lamia Hanım: Romantik ve aşırı duygusal bir kişiliği var. Hayalperest. Hayatın gerçeklerini acı anılarla birlikte öğreniyor. Saf, temiz ve çok iyi yürekli bir kadın; Kenan'ı da çok seviyor. Annesini ve babasını kaybettikten sonra amcasının anında kalıyor. Hayatta yüzü hiç gülmemiş, gerektiğinde birçok acılara göz yummuş sevdiği insan için.
Vedat Bey: Günlük hayatta rastladığımız iyi yürekli bir insan. Lamia'yı seviyor ve sonunda onunla evleniyor. Romantik sayılabilir. Ama gerçekçi değil. Mesleğinde başarılı bir doktor.
alıntı

reşat nuri güntekinin Dudaktan Kalbe Kitabının Özetii

Hüseyin Kenan ;ince, uzun, mavi gözlü, esmer tenli, durgun, çekingen bir gençti.Daha küçük yaşta babasini kaybetmisti. Annesi,kız kardeşi ve kendisi paşazade dayılarının yanında kalırlardı. Binbir zorlukla Üniversitenin Mühendislik bölümü bitirmistir.Ancak o küçüklügünden beri musikiye ve müziğe aşıktı.

DEVAMI İÇİN—->

Dayılarının yanında katiplik yapan Mesut Bey`den keman ve musiki dersleri alır. Daha onyedi yaşındadir.Üniversiteye giderken dayısının komsusu olan Leyla isminde bir kıza aşık olur. Çok çekingen bir genç olduğundan bu aşkı kalbine gömer. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir arkadaşının yardımıyla Avrupaya gider. Bulunduğu süre içerisinde kemanını ve müzik bilgisini çok geliştirir ve güzel eserler bestelemeye başlar. Artık o ünlü bir Virtüoz olmuştur.Bu arada kız kardeşi olan Afife evlenmistir.Aneside bir yil sonra Afife`nin yanına gider.Hem annesini görmek için v kızkardeşini görmek için gemi ile istanbul dan izmire gider.Gemide Münir Bey, Prens Vefik Paşa ve kızı Prens Cavidanla beraberdir. Dayisinin komşusu olan Münir Bey Kenan`nın cavidanla evlenmesini ister ve nişanlanırlar.Kenan Izmir`de Bozyaka`da Lamia adlı bir kızla tanısır.Lamia’nını annesi babası ölmüş amcalarının yanında kalan sakin uysal biridir. Ayrıca bir yüz başıyla nişanlanmıştır.Kenan ona yüzündeki çillerden dolayi Kınalı Yapıncak ismini takar.Aralarında maceraya ve entrikalarla dolu bir ilişki olur. Her akşam buluşurlar. Kenan çocuk denecek bir kızla beraber olduğu için kendine kızmakta fakat yanlız kaldıklarında kendine hakim olamamaktadir.Bu beraberlik kısa zamnada duyulur ve dedikodular başlar. Dedikodular yüzünden Amcası Şükrü Bey Lamia`yı dayisi Rıza Bey`in yanına Kütahya`ya gönderir.Trende Lamia Makbule isimli birkizla tanisir.Kendinden habersiz hayata küskün bir şekilde Kütahya`da yaşamaya başlar.Yengesi ona kendini düşünmüyorsan doğocak çocuğunu düsün der. Lamia değişir.Lamia’nin bir kız çocuğu olur.Adını Mebrure koyar.
Dayisinin kizi Mahmure üç çocukla ve kocasıyla babasının evinde kalır.Fakat bir Çavuş’u sevmiştir ve kocasının bundan haberi olmuştur.

Mahmure kurnazlıkla kendisini değilde Lamia’nın Çavuşla görüştüğünü söyler. Böylece Lamia olayi üstlenmiş olur. Mahmureyi de kocasından ayrılmaktan kurtarır.Buarada Mahmure’nin kocası Resih Bey Lamia’ya saldirir.Lamia’da onu öldürür.Mahkemede beratine karar verilir.
Dayısı Rıza Bey onu bir tanıdığının evine teslim eder.Orada ziyerete ilk gelen Makbuledir.Makbule’nin babası onu ister ve evlenmeye karar verirler Lamia ondokuz yasındadır.
Kemal Beylerin evlerine Istanbul’daki kızkardeşinin oğlu Doktor Vedat gelir.Istanbul’dan Kütahya’ya sürgün olarak gelmiştir.Lamia’nın genç ve güzel olması,dayısınında yaslı olması Vedat’ı düşündürür.

Lamia’nın söylediği bir şarkı Kenan’ı tanıdığını haber verir.Kenan’ı İstanbul’dan tanıyan Vedat Lamia’ya Kenan’dan ve Cavidan’dan behseder.
Birgün Vedat Bey bir avda vuruldu diye duyulur.Bunu öğrenmeye giden Lamia Hanımın ev saybınin hazırladiği kömür közünden Vedat Beyle birlikte zehirlenirler.Dedikodular yine başlamiştir.Kemal Bey’de onun evden ayrılmasını ister.Vedat Bey olaylardan dolayı çok üzgündür.Lamia’ya evlenme teklifi eder.Lamia kabul etmez.

Vedat’ın sürgün görevi Kütahya’da bitmiş İstanbul’a gitmiştir.
Bu arada Kenan Cavidan’la evlenmiştir.Üç yıldan beri ilk defa Lamia’yı düşünür. Aşk değil bir gönül oyuncaği dudaklarımızın eğlencesi ibaret diyen Kenan şimdi bu aşkın zehir gibi dudaklarından kalbe indiğini anlar ve Kınalı Yapıncagı yanında olmasını çok ister.Cavidan’la mutlu değildir. Cavidan’la İzmir’e Bozyaka’ya giderler. Cavidanla birlikte orada Lamia’yı göreceğini ümit eder. Fakat göremez ve çok üzülür.

Kenan Bey’ler İstanbul’a giderler.Bu arada Lamia’da İstanbul’a kalkmIstIr.Kenan Bey’le Prenses Cavidan ayrılırlar.Eski arkadaş olan Vedat Bey’le Kenan karşılaşırlar.Vedat onu muaynanesine çağırır.Orada tesadüfen Kenan Lamia ile karşılasır.Tekrar görüşmek için mektup yazar. Lamia’da o bir yaz rüyasıydı der konuyu kapatır.
Kenan’ın kemanının sesinden çıkan büyülü aşk sevdası böylece bitmiştir.Kenan’da bütün ümitlerini yitirmiştir.

Lamia Vedat’la evlenmeğe razı olur ve evlenirler. Kenan Bey hayata küsmüştür. Seydiköy’e annesinin mezarına gider ve kardeşini dolaşir. Alti ay sonra ölür.